Bizimle iletişime geçin

Eğitim

MEB’den ‘Mesleki Eğitimde 1000 Okul Projesi’ne 820 milyon liralık yatırım

Milli Eğitim Bakanı Özer, “Mesleki eğitimde 1000 Okul Projesi ile bir taraftan mesleki ve teknik eğitimde kaliteyi artırmayı, diğer taraftan da okullar arası başarı farklarını azaltmayı hedefliyoruz.” ifadesini kullandı.

Yayınlandı:

, Tarih:

Milli Eğitim Bakanlığının (MEB), okullar arası başarı farklarını azaltmak ve mesleki eğitimi güçlendirmek için başlattığı “Mesleki Eğitimde 1000 Okul” projesi kapsamında seçilen okullara, 11 ayda 820 milyon liralık yatırım yapıldı.

MEB’den yapılan açıklamaya göre, projenin 2021 yılı temmuz-ağustos ayları performans değerlendirme toplantısı Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer başkanlığında gerçekleştirildi.

Özer, burada yaptığı konuşmada, “Mesleki Eğitimde 1000 Okul Projesi ile bir taraftan mesleki ve teknik eğitimde kaliteyi artırmayı, diğer taraftan da okullar arası başarı farklarını azaltmayı hedefliyoruz.” ifadesini kullandı.

Proje, okul yöneticileri, öğretmenler, öğrenciler, veliler ve okul ortamını içeren çok kapsamlı bir proje olup takvimine göre ilerliyor. Şu ana kadar bu okullarımıza yaklaşık 820 milyon liralık yatırım yaptık. 2021 yılında 1000 okulun bakım, onarım ve güçlendirme kapsamında yapılacak çalışmalar için de 250 milyon liralık ödenek ayrıldı. Bu toplantıda da projenin on bir ayını ve önümüzdeki ayda yapılacak çalışmaları da ayrıntılı bir şekilde arkadaşlarımızla birlikte değerlendirdik. Projeyi bir yıllık olarak planlamıştık. Dolayısıyla projeyi eylül ayı sonu itibarıyla bitirmiş olacağız. Projenin gerçekleştirilmesine büyük emek veren çalışma arkadaşlarıma, 81 il müdürümüze, okul yöneticilerimize, öğretmenlerimize ve tüm paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.

Projeyi on bir ay önce başlattıklarını hatırlatan Özer, şunları kaydetti:

Toplantıya, MEB Bakan Yardımcısı Sadri Şensoy, Mesleki ve Teknik Eğitim Genel Müdürü Kemal Varın Numanoğlu, Strateji Geliştirme Dairesi Başkanı Mehmet Fatih Leblebici, Destek Hizmetleri Genel Müdürü Kemal Karahan, Ölçme Değerlendirme ve Sınav Hizmetleri Genel Müdürü Murat İlikhan, Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürü Mehmet Nezir Gül, İnşaat ve Emlak Genel Müdürü Umut Gür, Bilgi İşlem Genel Müdürü Özgür Türk ve tüm illerin milli eğitim müdürleri katıldı.

1000 okula 1000 kütüphane ve 1855 akıllı tahta kuruldu

Toplantıda, projenin ilk beş ayının performansı, proje performans göstergelerine dayalı olarak değerlendirildi.

Bu kapsamda, proje ile 1000 okula 1000 kütüphane ve okullara akıllı tahta desteği kapsamında toplam 1855 akıllı tahta kuruldu.

Fizik-kimya-biyoloji laboratuvar eksikliği olan okulların bu eksikliklerini gidermeleri için gerekli destek sağlandı. Mevcut mesleki alan laboratuvar ve atölyeleri güçlendirildi.

Okullarda döner sermaye kapsamında üretimi artırmak için 100 yeni atölye/laboratuvar kuruldu, 275 atölye güncellendi.

Ulusal ve uluslararası projeler yoluyla 1000 Okul Projesi kapsamındaki okullara 358 yeni atölye/laboratuvar kuruldu. Bu kapsamda şu ana kadar 368 milyon liralık bütçe kullanıldı.

Proje çerçevesinde, 1000 okulun bakım ve onarımlarına da öncelik verildi. Böylece, 2020’de 50 milyon liralık 2021 yılının ilk sekiz ayında ise 150 milyon liralık yatırım yapıldı. 2021’de 1000 okulun güçlendirme ve büyük onarım kapsamında ihtiyaçlarını karşılamak için 250 milyon liralık ödenek tahsis edildi.

528 bin 73 öğrenciye kişisel gelişim desteği

Öğrencilerin temel beceri eksikliklerini telafi edebilmeleri için geliştirilen destek eğitim programlarına 18 bin 609 öğrenci katıldı, söz konusu programla okullara 324 bin 406 materyal ulaştırıldı.

Proje kapsamında bulunan okullardaki 135 bin 879 öğrenciye psikososyal gelişim desteği sağlandı, 55 bin 717 öğrenciye ilk yardım farkındalık eğitimi verildi.

Madde bağımlılığı üzerine 7 bin 778 bilgilendirici etkinlik düzenlenerek, 225 bin 248 öğrenciye ulaşıldı.

Proje kapsamında okullarda bilim, kültür, sanat, spor ve sanayi gibi alanlarda başarılı ve tanınan kişilerin deneyimlerini paylaşmaya yönelik 2 bin 498 kariyer günü düzenlendi. Bu etkinliklere 70 bin 164 öğrenci katıldı.

Düzenlenen 1590 kültür, sanat ve spor etkinliğine 22 bin 456 öğrenci iştirak etti. Proje kapsamında yapılan destek programlarında şu ana kadar toplam 364 bin 247 öğrenci yer aldı.

383 bin 154 öğretmene mesleki gelişim eğitimi

Mesleki Eğitimde 1000 Okul Projesi kapsamındaki okul yöneticisi ve öğretmenlere yönelik eğitimler de planlandığı gibi devam ediyor.

Proje farkındalığını artırmak ve bilgilendirmek amacıyla düzenlenen 5 bin 629 eğitime toplam 114 bin 459 okul yöneticisi ve öğretmen katılırken, 2 bin 408 kişisel gelişim ve liderlik eğitimine 11 bin 279 okul yöneticisi iştirak etti.

Projenin verimliliğini artırmak için öğretmenlere yönelik yapılan 4 bin 466 eğitime, 99 bin 474 öğretmen katıldı.

Ayrıca meslek alan ve atölye öğretmenlerine proje süresinde şu ana kadar işbaşı ve mesleki gelişim eğitimlerini almaları amacıyla 1580 eğitim düzenlendi, bu eğitimlerle 14 bin 948 öğretmene ulaşıldı.

Proje kapsamında 67 bin 500 öğretmene ölçme ve değerlendirme eğitimi, 40 bin 166 meslek öğretmenine de fikri mülkiyet ve sınai haklar eğitimi verildi.

Ayrıca 35 bin 328 öğretmenin ilk yardım teorik eğitimi alması sağlandı. Bu öğretmenlerden 11 bin 715’i ise uygulamalı eğitimlerini de tamamlayarak ilk yardım eğitimlerini tamamladı.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/egitim/mebden-mesleki-egitimde-1000-okul-projesine-820-milyon-liralik-yatirim/2338960

Eğitimden Haber, eğitim camiasının en yeni ve modern haber kanalıdır. Eğitim hakkında tüm gelişmeler egitimden.com'da. Takipte kalın!

Okumaya Devam Edin
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar: Üniversitelerde Örgün Eğitim Yüz Yüze Başlayacak

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar, “2021-2022 eğitim ve öğretim yılında salgının gelişme seyri ve ilgili kurum ve kuruluşların uyarıları da dikkate alınarak üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacaktır.” dedi.

Yayınlandı:

, Tarih:

Yayınlayan:

Konuşmasında yeni eğitim-öğretim yılı üzerinde değerlendirmelerde bulunan Özvar, neredeyse son 1,5 yıl boyunca Kovid-19 salgını nedeni ile yükseköğretimde olağanüstü anlamda ciddi güçlükler ve değişimler ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.


Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü Tunçalp Özgen Kongre ve Kültür Merkezi’nde üniversite rektörleriyle ilk kez bir araya geldiği programda, “Yükseköğretim Kurulunun geleceğe dair yeni vizyonunu” açıkladı.

Özvar, “Salgın sürecinde öğrendiklerimiz, yükseköğretimin klasik değerlerini değiştirmemiş olabilir. Ama bu salgının pek çok sektöre olduğu gibi çalışma, üretme ve bilgiyi aktarma biçimimize ciddi etkileri oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Özvar, şöyle devam etti:

“Dijital okuryazarlıktan, çevrim içi ders anlatma tekniklerine, çevrim içi dersleri desteleyecek nitelikte ders notlarından farklı materyallere, çevrim içi konferanslar ve seminerlere, çok şey öğrendik. Ve hız kazandık. Üniversitelerimiz yöntem, içerik ve nitelik anlamında ciddi çalışmalar gerçekleştirdiler. Ama net olarak ifade etmek isterim ki başta Cumhurbaşkanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız olmak üzere ilgili tüm kurumların desteği ve kararları çerçevesinde halihazırdaki önceliğimiz yüz yüze eğitimdir.”

“Üniversite yönetimlerini kutlamak isterim”

Kovid-19 salgınının başlamasıyla birlikte ilk haftalardan itibaren Yükseköğretim Kurulu ve üniversitelerin hızla hareket ederek gerekli tedbirleri almayı başardıklarına işaret eden Özvar, üniversitelerde kurulan koronavirüs komisyonları ile de sahada sürecin basiretle yönetildiğini vurguladı.

Geçen yıl YÖK tarafından üniversiteler ve farklı kurum ve kuruluşlarla görüşülerek hazırlanan Küresel Salgında Yeni Normalleşme Süreci Kılavuzu’nun üniversitelere salgın sürecinde eğitimin devam edebilmesi için çerçeve kararlar sunduğunu dile getiren Özvar, üniversitelerin ilgili kurulları tarafından salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programların farklı uygulamaları özelinde planlama yapılması gerektiği belirtilerek, üniversite senatolarının karar almada yetkili kılındığını hatırlattı.

Buna karşılık üniversite yönetimlerinin mahalli şartları dikkate alarak programlarına dair hızla yeni düzenlemelere giderek bir yandan sağlık öncelikli politikalar devreye soktuğunu, diğer yandan eğitim-öğretimin aksamaması için gerekli alt yapı yatırımlarını olgunlaştırdıklarını anlatan Özvar, “Üniversite yönetimlerini, bu olağanüstü şartlarda faaliyetlerini aksatmadan ve kesintiye uğratmadan yürütebilmiş olmaları dolayısıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanı olarak kutlamak isterim.” dedi.

“Üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacaktır”

Kampüslerin tüm ülkede kapanmanın yaşandığı günler hariç açık kaldığını, uygulamalı eğitimlerin bir kısmı ile Ar-Ge çalışmalarının üniversitelerde devam ettiğini aktaran Özvar, hibrit yani karma eğitim modeliyle, çevrim içi uygulamalarla birlikte tedbirler alınarak yüz yüze uygulamalı eğitimlerin de sağlık programları başta olmak üzere çeşitli programlarda yapılabildiğini dile getirdi.

Yine de küresel salgının eğitim ve öğretim süreçlerinde hasarlar oluşturduğunun bir gerçek olduğunu kaydeden Özvar, şöyle devam etti:

“Bu yıl, yani 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında salgının gelişme seyri ve ilgili kurum ve kuruluşların uyarıları da dikkate alınarak üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacaktır. Bununla birlikte yükseköğretim kurumlarımızla koordinasyonun sağlanabilmesi için salgının seyrine göre harmanlanmış eğitim modeli de örgün programlarda halen olduğu gibi kullanılmaya devam edebilecektir. Özellikle uygulamalı eğitimlerin gerekli tüm tedbirler alınarak yüz yüze yapılmasının sağlanması program kazanımlarının elde edilmesi açısından oldukça önem arz etmektedir. Teorik derslerin ise salgının seyrine göre yüz yüze veya belirli bir oranda uzaktan öğretimle verilebileceğini hatırlatmakta yarar görmekteyim.”

“Riskler belirlenmeli ve buna göre önlemler alınmalıdır”

YÖK Başkanı Özvar, kampüslerde eğitim faaliyetlerinin yanı sıra akademik araştırmalar, çeşitli hizmetler ve idari faaliyetler de yürütüldüğüne işaret ederek, “Dolayısıyla yükseköğretim kurumları tarafından salgının kontrolünde sadece eğitim yönünden değil faaliyet alanlarına göre de riskler belirlenmeli ve buna göre önlemler alınmalıdır.” ifadesini kullandı.

Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtların yönetiminin Gençlik ve Spor Bakanlığı uhdesinde olduğunu hatırlatan Özvar, YÖK Başkanlığı olarak Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile temas ettiklerini ve yurtların kullanımı konusunda gerekli açıklamaların yapılmasını beklediklerini söyledi.

Yükseköğretim kurumlarının salgın dönemlerinde yüz yüze eğitimde riski azaltacak ve yayılmayı engelleyecek bazı koşulları sağlaması gerektiğini belirten Özvar, bu doğrultuda dünyada da çeşitli kurum ve kuruluşların enfeksiyonla mücadele için çeşitli önerilerde bulunduğunu ve uygulamaya başladığını aktardı.

Salgının bölgesel ve yerel seyrinin de farklılık gösterebildiğini, yerel otoritelerle yakın iletişimde olunmasının salgının yayılmasının önlenmesi ve kontrolü anlamında önem taşıdığını vurgulayan Özvar, şu bilgileri verdi:

“Dolayısıyla üniversitelerimizden, salgın süreçlerinde eğitim ve öğretimin uygulanmasına yönelik plan yapmaları ve farklı programlar ve uygulamalar için farklı tedbirleri hayata geçirmeleri beklenmektedir. Yükseköğretim Kurulu olarak kampüs ve yerleşkeler için Kovid-19’a yönelik tedbirleri içeren bir Güvenli Kampüs kılavuzu ile eğitim öğretim süreçlerine yönelik ikinci bir rehber, bu yıl güncellemelerle birlikte çerçeve kararlarımızı içeren bu iki rehber uygulamalarda yol gösterici olacaktır. Alınan kararları da içeren bir web sitesi de anlık takipler için yardımcı olacaktır.”

Kampüs ve yerleşkelerdeki Kovid-19 önlemleri

Erol Özvar, yüz yüze eğitime hazırlanırken akademik ve idari personel ile öğrencilerin aşılanmalarının tamamlanmasının teşvik edilmesinin, ayrıca sosyal ve ortak kullanım alanlarında alınması gereken tedbirlere riayet edilmesinin son derece önemli olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Kampüs ve yerleşkelerde maske ve mesafe kurallarına uyulması, yurtlarda mümkünse aşılı kişilerle aşısız kişilerin ayrı yerlerde kalmasının sağlanması, aşısız bireylerin PCR takiplerinin yapılması, belirti gösterenler için izolasyon odalarının bulundurulması ve hem yurt hem de yerleşkelerde tıbbi danışmanlık verilebilmesi, dersliklerin mümkün mertebe havalandırılması, ders saatlerinin sınırlı tutulması blok derslerin yapılmaması, mutlaka ara vererek dersliklerin havalandırılmasının sağlanması basit gibi görünen ancak salgının yayılmasını azaltmada büyük önem taşıyan önlemlerdir. Havalandırma koşulları iyi olmayan amfi ve dersliklerle laboratuvarlarda maksimum kişi sayısı ve kapasitenin aşılmaması, öğrencilerin gruplara bölünmesi de yine önemli uygulamalardır.”

Dünya Sağlık Örgütü’nün bilgi kirliliği salgınına dikkat çektiğini, salgın yönetiminde toplumda kanaat önderleri ile birlikte çalışmayı önerdiğini ve maneviyatın desteklenmesinin önemine işaret ettiğini aktaran Özvar, Amerika’da pek çok üniversitede akıl ve ruh sağlığı açısından danışmanlık hizmetlerinin de verildiğini söyledi.

Özvar, “Küresel salgının, gençlerimiz ile akademik ve idari personelimiz üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri en aza indirmek, avantajları görmelerini sağlamak öncelikli görevlerimiz arasında yer almalıdır. Üniversiteler olarak salgınla mücadelede Ar-Ge çalışmalarımıza hız vermeli, çok disiplinli çalışmalı, sosyal bilimlerle birlikte bilgi kirliliği ile mücadeleye destek vermeli, toplumumuzun ve gençlerimizin yanında olmalıyız.” diye konuştu.

“Birkaç gün içinde yayınlanmasını beklediğimiz genelgelerle netliğe kavuşacaktır”

Salgınla mücadelenin bitmediğini vurgulayan Özvar, “Başkalarına karşı sorumluluk taşıdığımızı unutmadan ve birbirimizi destekleyerek inşallah bu afetten de kurtulacağız.” diye konuştu.

Kampüslerin geçen senelerde olduğu gibi yine açık olduğunu, kütüphane ve diğer imkanlardan üniversite yönetimlerinin belirleyeceği usullerle öğrencilerin istifade etmeye devam edeceğini aktaran Özvar, “Salgınla mücadele ve mahallinde yükseköğretimi bağlayacak kararlar ilgili bakanlıkların bugüne kadar aldığı kararlar ile kısmen açıklığa kavuşmuştur ve ilgili diğer hususlar da birkaç gün içinde yayınlanmasını beklediğimiz genelgelerle netliğe kavuşacaktır.” dedi.

Erol Özvar, yeni dönemde YÖK Başkanlığı ile üniversitelerin daha katılımcı ve yakın iletişim ile yükseköğretim hayatına birlikte katkı sağlayacaklarına inandığını dile getirdi.

Üniversiteler ile daha yakından, belki bölgesel yakınlıklar dikkate alınarak belirli zamanlarda başkanlık olarak bir araya gelmeyi ve çalışmayı planladıklarını bildiren Özvar, bu programı yakında ilan edeceklerini belirtti.

“Üniversitelerimiz arasında devlet ve vakıf ayrımı yoktur”

“En önemli kamu hizmeti olarak değerlendirdiğimiz eğitim-öğretim hizmeti vermek bakımından üniversitelerimiz arasında devlet ve vakıf ayrımı yoktur.” değerlendirmesinde bulunan Özvar, nasıl ki kamu hizmeti bölünemezse kurumların da bölünemez olduğuna dikkat çekti.

Özvar, “Eğitim-öğretimin kaliteli verildiği, ilmi çalışmaların ödüllendirildiği ve nihayet topluma duyarlı hizmetlerin üretildiği bütün kurumlarımız hepimizce takdire şayandır. Bugüne kadar yapılan hizmetleri devam ettirmeyi ve yenilerini onların üzerine koymayı bir vazife telakki ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Niçin üniversitelerimizin dünya ölçeğinde bir başarı hikayeleri olmasın?” sorusunu yönelten Özvar, “Ben kendi adıma her bir kurumumuzun böyle bir hikayeyi inşa edecek kapasite ve potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Kadim kültür ve medeniyetimizden intikal eden zengin ilmi miras bize bir kez daha muvaffakiyetin ipucunu veriyor. Yeter ki çok çalışalım.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kendisini YÖK Başkanlığına atadığı için teşekkür eden Özvar, toplantının amacının yüksek öğretim kurumlarının yeni akademik yıl ve eğitim faaliyetleri hakkında istişarelerde bulunulması olduğunu kaydetti.

Özvar, Türkiye’de bugün itibarıyla 127 devlet ve 73 vakıf üniversitesi ile 4 vakıf meslek yüksekokulunda 8 milyon öğrencinin eğitim aldığını aktararak, “Yeni vizyonumuzun ana hatlarını yükseköğretimde büyük veri, istihdam odaklı üniversiteler, akademik üretkenlik, güçlü akademik performans, üniversite-sanayi iş birliğine dair yeni modeller, üniversitelerimizin uluslararası etkileşimleri ve nihayet son yılların önemli bir terminolojisi olan bilgi diplomasisinin yaygın kullanılması oluşturacak.” diye konuştu.

Analitik projelerin başarılı olabilmesi için iyi liderlerin öncülüğünde veri, teknoloji ve istatistiki bilgilerin önemli rol oynadığına dikkati çeken Özvar, “Yükseköğretime dair elimizde olan devasa miktardaki veriden faydalanabilmek ve üniversitelerimizi küresel bilimsel rekabette güçlendirecek şekilde dönüştürebilmek ve yönlendirebilmek ancak bu büyük verinin tahlil edilmesiyle mümkün olacaktır. İnanın, bunu başarmak üniversitelerimizde çok güçlü bir dönüşüm yaratacaktır diye düşünmekteyim.” değerlendirmesinde bulundu.

“Üniversitelerden istihdamı özel bir odak haline getirmeleri beklenecek”

Özvar, yeni dönemde yükseköğretim kurumlarından istihdamı özel bir odak haline getirmelerinin bekleneceğini bildirerek, şöyle devam etti:

“Yeni dönemde bir diğer önemli konumuz, Türkiye’de iş gücü piyasası ve üniversitelerimizin kendi mezunlarının istihdamlarını izleyen bir yönetim anlayışını harekete geçirmek olacaktır. Üniversitelerimizde mezun takip sistemlerinin özenle ve hızla hayata geçirilmesi, bu sistemlere sahip üniversitelerimizde ise aktif hale dönüştürülmesi ve daha işlevsel kılınmasını dilemekteyim. Ayrıca, bugün ülkemizde de kar amacı gütmeyen birçok organizasyon bu takip sistemlerinin kurulmasında ve işlemesinde üniversitelerimize katkı verebilmektedir. Yükseköğretim Kurulu olarak paydaş kurum ve kuruluşlarla tam bir uyum ve eşgüdüm içinde üniversitelerimizin, ülkemizin istihdam kapasitesine nasıl daha nitelikli katkı sağlayacağı sorusu etrafında bir dizi çalışmalar başlatacağımızı buradan ilan etmek isterim.”

Özvar, istihdam için klasik üniversite eğitim anlayışının dışında hem sırada hem sahada eğitim-öğretimin güncele hızla taşınması gerektiğini dile getirerek, “Bu çerçevede yükseköğretim kurumlarımızın tüm programlarında alan yeterliklerini de dikkate alarak farklı disiplinlerden seçmeli dersler alınmasına imkan verecek düzenlemeleri yapmaları ve mümkün olduğunca bu seçimlik ders oranını artırmaları elzem hale gelmektedir.” ifadesini kullandı.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/egitim/yok-baskani-prof-dr-ozvar-universitelerde-orgun-egitim-yuz-yuze-baslayacak/2346876

Okumaya Devam Edin

Eğitim

Rehberlik ve Araştırma Merkezlerine İlk Kez Fizyoterapist Alınıyor

Millî Eğitim Bakanlığı (MEB), Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğüne bağlı hizmet veren Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM) görevlendirilmek üzere 260 fizyoterapist alacak. Yurt genelindeki her bir RAM’da en az bir fizyoterapist bulunacak.

Yayınlandı:

, Tarih:

Yayınlayan:

Rehberlik ve Araştırma Merkezlerinde (RAM) öğrenci ve vatandaşlara verilen hizmetin kalitesini artırmak için 260 fizyoterapist alınacak. Her bir RAM’da en az 1 fizyoterapist görev yapacak. 6 Eylül’de tüm kademelerde tam zamanlı, yüz yüze eğitime başlanması için hazırlıkların sürdüğünü belirten Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, tüm illere gerekli finansman desteğinin gönderildiğini belirtti.

Bakan Özer, RAM’lara ilk kez alınacak fizyoterapistlerle ilgili şunları kaydetti:  

“Tüm birimlerimizdeki kadrolarımızı güçlendirmeye devam ediyoruz. Bu bağlamda özel eğitim ve rehabilitasyon desteğine ihtiyaç duyan öğrenci ve vatandaşlarımızın değerlendirildiği, tanılamanın yapıldığı ve bireysel eğitim planlamalarının belirlendiği RAM’larda ilk kez fizyoterapist desteği de sağlayacağız. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın tensipleriyle 260 yeni fizyoterapist kadrosu ihdas edildi. 81 ilimizde 256 RAM hizmet veriyor. Her bir RAM’da en az bir fizyoterapist hizmet vermeye başlayacak. Böylece RAM’larda öğrenci ve vatandaşlarımıza sunduğumuz hizmetlerin kalitesi de artmış olacak. Desteklerinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı sunuyorum. “

Kaynak: https://www.meb.gov.tr/rehberlik-ve-arastirma-merkezlerine-ilk-kez-fizyoterapist-aliniyor/haber/23915/tr

Okumaya Devam Edin

Eğitim

Yüz yüze eğitimde öğrencilerin psikososyal ve akademik kayıplarının tespit edilmesi önerisi

Yayınlandı:

, Tarih:

Yayınlayan:

Türk Eğitim Derneği Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu, 2021-2022 eğitim öğretim döneminin başlamasının ardından öğrencilerin psikososyal ve akademik kayıplarının tespit edilmesi önerisinde bulundu.

Pehlivanoğluyüz yüz eğitime ilişkin, AA muhabirine, eğitimden uzak kalmanın özellikle erken yaş grubunda bilgilerin çok hızlı kaybedilmesine yol açması nedeniyle ciddi sorunlarla karşı karşıya kalınacağını belirtti.

Özellikle ekonomik seviyesi yüksek olan aileler ile orta ve düşük gelirli ailelerin çocukları arasındaki uçurumun ciddi oranda arttığını ifade eden Pehlivanoğlu, artışın sadece uzaktan eğitimle alakalı olmadığını vurguladı.

Pehlivanoğlu, 15 yaşın altındakilere uzaktan eğitimin uygulanamayacağını dile getirerek, “Artık okulları kapalı tutma gibi bir lüksümüz yok. Aslında daha önce de böyle bir lüksümüz yoktu. Çünkü yerelden bir kararla bütün Türkiye’deki okulları kapatmak ve açmak doğru bir yönetişim sistemi değildi.” diye konuştu.

Telafi eğitiminin de göz önünde bulundurulacağı bir programın süratle oluşturulması ve bu kapsamda yönetim modelinin ortaya konulması gerektiğini söyleyen Pehlivanoğlu, şunları kaydetti:

“Yarın olabilecek yeni varyantlara göre de yönetim planımızı bütün dünyanın açıkladığı gibi açıklamak durumundayız. Çocuklarımız okula geldiği zaman psikososyal ve akademik kayıplarını tespit etmemiz gerekiyor. Çünkü isteğe bağlı telafi olmaz, telafi bütünsel olmak mecburiyetindedir. Özellikle düşük ekonomik gelirli ailelerin çocukları için de ayrıştırılmış eğitim yapmak mecburiyetindeyiz.”

“Veliye güvenli okulu hissettirelim”

Pehlivanoğlu, Türkiye’de Kovid-19 ile ilgili asılsız iddiaların ortaya atıldığına değinerek, “Lütfen artık kamuoyunda ‘Okullar açılmayacak’ diye bir cümleyi bile sarf etmeyelim. Veliye güvenli okulu hissettirelim. Evladı okula giderse yaşamsal bir sorun yaşamayacağıyla ilgili gerekli bilgileri verelim.” ifadesini kullandı.

Okullarda Kovid-19 ile ilgili bazı tedbirlerin alınması gerektiğini aktaran Pehlivanoğlu, “İleri kronik hastalığı olan öğretmen ve öğrencileri bir süre daha okuldan uzak tutup onlara evde eğitim vermemiz gerekiyor. İkincisi, eğitim çalışanlarının yüzde 60’ı, bunların arasındaki 40 yaş üstündekilerin ise yüzde 80’i iki doz aşı yapmış vaziyette. 15 yaş altını aşılayamayacağımız için hiçbir öğretmenin ve eğitim çalışanının, evlatlarımızı riske atma lüksü olamaz.” değerlendirmesinde bulundu.

Pehlivanoğlu, anayasada yer alan hak ve hürriyetler arasında devletin temel sorumluluğunun halk sağlığını korumak ilkesinin bulunduğuna dikkati çekerek, şöyle devam etti:

Okullarımızda eğitim çalışanlarının aşısını yaptırmasını veya kendisinin karşılayacağı şekilde haftada en az 2 gün PCR testinin sonucunu okul yönetimine bildirmesini şart haline getirmemiz gerekir. Çünkü evlatlarımızı korumak, velilerimizi de güven içinde çocuklarını okula yollayacak bir seviyeye getirmek mecburiyetindeyiz. Bununla ilgili vakit geçmeden gerekli düzenlemeleri ve açıklamaları yapmamız gerekir ki aşı yaptırmayanlar süratle aşılarını tamamlasınlar.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/egitim/yuz-yuze-egitimde-ogrencilerin-psikososyal-ve-akademik-kayiplarinin-tespit-edilmesi-onerisi/2332175

Okumaya Devam Edin

Popüler