Bizimle iletişime geçin Email: info@conthealthme.com

Eğitim

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar: Üniversitelerde Örgün Eğitim Yüz Yüze Başlayacak

YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar, “2021-2022 eğitim ve öğretim yılında salgının gelişme seyri ve ilgili kurum ve kuruluşların uyarıları da dikkate alınarak üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacaktır.” dedi.

Yayınlandı:

, Tarih:

Konuşmasında yeni eğitim-öğretim yılı üzerinde değerlendirmelerde bulunan Özvar, neredeyse son 1,5 yıl boyunca Kovid-19 salgını nedeni ile yükseköğretimde olağanüstü anlamda ciddi güçlükler ve değişimler ile karşı karşıya kaldıklarını ifade etti.


Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü Tunçalp Özgen Kongre ve Kültür Merkezi’nde üniversite rektörleriyle ilk kez bir araya geldiği programda, “Yükseköğretim Kurulunun geleceğe dair yeni vizyonunu” açıkladı.

Özvar, “Salgın sürecinde öğrendiklerimiz, yükseköğretimin klasik değerlerini değiştirmemiş olabilir. Ama bu salgının pek çok sektöre olduğu gibi çalışma, üretme ve bilgiyi aktarma biçimimize ciddi etkileri oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Özvar, şöyle devam etti:

“Dijital okuryazarlıktan, çevrim içi ders anlatma tekniklerine, çevrim içi dersleri desteleyecek nitelikte ders notlarından farklı materyallere, çevrim içi konferanslar ve seminerlere, çok şey öğrendik. Ve hız kazandık. Üniversitelerimiz yöntem, içerik ve nitelik anlamında ciddi çalışmalar gerçekleştirdiler. Ama net olarak ifade etmek isterim ki başta Cumhurbaşkanlığımız ve Sağlık Bakanlığımız olmak üzere ilgili tüm kurumların desteği ve kararları çerçevesinde halihazırdaki önceliğimiz yüz yüze eğitimdir.”

“Üniversite yönetimlerini kutlamak isterim”

Kovid-19 salgınının başlamasıyla birlikte ilk haftalardan itibaren Yükseköğretim Kurulu ve üniversitelerin hızla hareket ederek gerekli tedbirleri almayı başardıklarına işaret eden Özvar, üniversitelerde kurulan koronavirüs komisyonları ile de sahada sürecin basiretle yönetildiğini vurguladı.

Geçen yıl YÖK tarafından üniversiteler ve farklı kurum ve kuruluşlarla görüşülerek hazırlanan Küresel Salgında Yeni Normalleşme Süreci Kılavuzu’nun üniversitelere salgın sürecinde eğitimin devam edebilmesi için çerçeve kararlar sunduğunu dile getiren Özvar, üniversitelerin ilgili kurulları tarafından salgının bölgesel ve yerel seyrine göre farklı programların farklı uygulamaları özelinde planlama yapılması gerektiği belirtilerek, üniversite senatolarının karar almada yetkili kılındığını hatırlattı.

Buna karşılık üniversite yönetimlerinin mahalli şartları dikkate alarak programlarına dair hızla yeni düzenlemelere giderek bir yandan sağlık öncelikli politikalar devreye soktuğunu, diğer yandan eğitim-öğretimin aksamaması için gerekli alt yapı yatırımlarını olgunlaştırdıklarını anlatan Özvar, “Üniversite yönetimlerini, bu olağanüstü şartlarda faaliyetlerini aksatmadan ve kesintiye uğratmadan yürütebilmiş olmaları dolayısıyla Yükseköğretim Kurulu Başkanı olarak kutlamak isterim.” dedi.

“Üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacaktır”

Kampüslerin tüm ülkede kapanmanın yaşandığı günler hariç açık kaldığını, uygulamalı eğitimlerin bir kısmı ile Ar-Ge çalışmalarının üniversitelerde devam ettiğini aktaran Özvar, hibrit yani karma eğitim modeliyle, çevrim içi uygulamalarla birlikte tedbirler alınarak yüz yüze uygulamalı eğitimlerin de sağlık programları başta olmak üzere çeşitli programlarda yapılabildiğini dile getirdi.

Yine de küresel salgının eğitim ve öğretim süreçlerinde hasarlar oluşturduğunun bir gerçek olduğunu kaydeden Özvar, şöyle devam etti:

“Bu yıl, yani 2021-2022 eğitim ve öğretim yılında salgının gelişme seyri ve ilgili kurum ve kuruluşların uyarıları da dikkate alınarak üniversitelerde örgün eğitim yüz yüze başlayacaktır. Bununla birlikte yükseköğretim kurumlarımızla koordinasyonun sağlanabilmesi için salgının seyrine göre harmanlanmış eğitim modeli de örgün programlarda halen olduğu gibi kullanılmaya devam edebilecektir. Özellikle uygulamalı eğitimlerin gerekli tüm tedbirler alınarak yüz yüze yapılmasının sağlanması program kazanımlarının elde edilmesi açısından oldukça önem arz etmektedir. Teorik derslerin ise salgının seyrine göre yüz yüze veya belirli bir oranda uzaktan öğretimle verilebileceğini hatırlatmakta yarar görmekteyim.”

“Riskler belirlenmeli ve buna göre önlemler alınmalıdır”

YÖK Başkanı Özvar, kampüslerde eğitim faaliyetlerinin yanı sıra akademik araştırmalar, çeşitli hizmetler ve idari faaliyetler de yürütüldüğüne işaret ederek, “Dolayısıyla yükseköğretim kurumları tarafından salgının kontrolünde sadece eğitim yönünden değil faaliyet alanlarına göre de riskler belirlenmeli ve buna göre önlemler alınmalıdır.” ifadesini kullandı.

Kredi ve Yurtlar Kurumuna bağlı yurtların yönetiminin Gençlik ve Spor Bakanlığı uhdesinde olduğunu hatırlatan Özvar, YÖK Başkanlığı olarak Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı ile temas ettiklerini ve yurtların kullanımı konusunda gerekli açıklamaların yapılmasını beklediklerini söyledi.

Yükseköğretim kurumlarının salgın dönemlerinde yüz yüze eğitimde riski azaltacak ve yayılmayı engelleyecek bazı koşulları sağlaması gerektiğini belirten Özvar, bu doğrultuda dünyada da çeşitli kurum ve kuruluşların enfeksiyonla mücadele için çeşitli önerilerde bulunduğunu ve uygulamaya başladığını aktardı.

Salgının bölgesel ve yerel seyrinin de farklılık gösterebildiğini, yerel otoritelerle yakın iletişimde olunmasının salgının yayılmasının önlenmesi ve kontrolü anlamında önem taşıdığını vurgulayan Özvar, şu bilgileri verdi:

“Dolayısıyla üniversitelerimizden, salgın süreçlerinde eğitim ve öğretimin uygulanmasına yönelik plan yapmaları ve farklı programlar ve uygulamalar için farklı tedbirleri hayata geçirmeleri beklenmektedir. Yükseköğretim Kurulu olarak kampüs ve yerleşkeler için Kovid-19’a yönelik tedbirleri içeren bir Güvenli Kampüs kılavuzu ile eğitim öğretim süreçlerine yönelik ikinci bir rehber, bu yıl güncellemelerle birlikte çerçeve kararlarımızı içeren bu iki rehber uygulamalarda yol gösterici olacaktır. Alınan kararları da içeren bir web sitesi de anlık takipler için yardımcı olacaktır.”

Kampüs ve yerleşkelerdeki Kovid-19 önlemleri

Erol Özvar, yüz yüze eğitime hazırlanırken akademik ve idari personel ile öğrencilerin aşılanmalarının tamamlanmasının teşvik edilmesinin, ayrıca sosyal ve ortak kullanım alanlarında alınması gereken tedbirlere riayet edilmesinin son derece önemli olduğunu belirterek, şöyle konuştu:

“Kampüs ve yerleşkelerde maske ve mesafe kurallarına uyulması, yurtlarda mümkünse aşılı kişilerle aşısız kişilerin ayrı yerlerde kalmasının sağlanması, aşısız bireylerin PCR takiplerinin yapılması, belirti gösterenler için izolasyon odalarının bulundurulması ve hem yurt hem de yerleşkelerde tıbbi danışmanlık verilebilmesi, dersliklerin mümkün mertebe havalandırılması, ders saatlerinin sınırlı tutulması blok derslerin yapılmaması, mutlaka ara vererek dersliklerin havalandırılmasının sağlanması basit gibi görünen ancak salgının yayılmasını azaltmada büyük önem taşıyan önlemlerdir. Havalandırma koşulları iyi olmayan amfi ve dersliklerle laboratuvarlarda maksimum kişi sayısı ve kapasitenin aşılmaması, öğrencilerin gruplara bölünmesi de yine önemli uygulamalardır.”

Dünya Sağlık Örgütü’nün bilgi kirliliği salgınına dikkat çektiğini, salgın yönetiminde toplumda kanaat önderleri ile birlikte çalışmayı önerdiğini ve maneviyatın desteklenmesinin önemine işaret ettiğini aktaran Özvar, Amerika’da pek çok üniversitede akıl ve ruh sağlığı açısından danışmanlık hizmetlerinin de verildiğini söyledi.

Özvar, “Küresel salgının, gençlerimiz ile akademik ve idari personelimiz üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri en aza indirmek, avantajları görmelerini sağlamak öncelikli görevlerimiz arasında yer almalıdır. Üniversiteler olarak salgınla mücadelede Ar-Ge çalışmalarımıza hız vermeli, çok disiplinli çalışmalı, sosyal bilimlerle birlikte bilgi kirliliği ile mücadeleye destek vermeli, toplumumuzun ve gençlerimizin yanında olmalıyız.” diye konuştu.

“Birkaç gün içinde yayınlanmasını beklediğimiz genelgelerle netliğe kavuşacaktır”

Salgınla mücadelenin bitmediğini vurgulayan Özvar, “Başkalarına karşı sorumluluk taşıdığımızı unutmadan ve birbirimizi destekleyerek inşallah bu afetten de kurtulacağız.” diye konuştu.

Kampüslerin geçen senelerde olduğu gibi yine açık olduğunu, kütüphane ve diğer imkanlardan üniversite yönetimlerinin belirleyeceği usullerle öğrencilerin istifade etmeye devam edeceğini aktaran Özvar, “Salgınla mücadele ve mahallinde yükseköğretimi bağlayacak kararlar ilgili bakanlıkların bugüne kadar aldığı kararlar ile kısmen açıklığa kavuşmuştur ve ilgili diğer hususlar da birkaç gün içinde yayınlanmasını beklediğimiz genelgelerle netliğe kavuşacaktır.” dedi.

Erol Özvar, yeni dönemde YÖK Başkanlığı ile üniversitelerin daha katılımcı ve yakın iletişim ile yükseköğretim hayatına birlikte katkı sağlayacaklarına inandığını dile getirdi.

Üniversiteler ile daha yakından, belki bölgesel yakınlıklar dikkate alınarak belirli zamanlarda başkanlık olarak bir araya gelmeyi ve çalışmayı planladıklarını bildiren Özvar, bu programı yakında ilan edeceklerini belirtti.

“Üniversitelerimiz arasında devlet ve vakıf ayrımı yoktur”

“En önemli kamu hizmeti olarak değerlendirdiğimiz eğitim-öğretim hizmeti vermek bakımından üniversitelerimiz arasında devlet ve vakıf ayrımı yoktur.” değerlendirmesinde bulunan Özvar, nasıl ki kamu hizmeti bölünemezse kurumların da bölünemez olduğuna dikkat çekti.

Özvar, “Eğitim-öğretimin kaliteli verildiği, ilmi çalışmaların ödüllendirildiği ve nihayet topluma duyarlı hizmetlerin üretildiği bütün kurumlarımız hepimizce takdire şayandır. Bugüne kadar yapılan hizmetleri devam ettirmeyi ve yenilerini onların üzerine koymayı bir vazife telakki ediyoruz.” ifadelerini kullandı.

“Niçin üniversitelerimizin dünya ölçeğinde bir başarı hikayeleri olmasın?” sorusunu yönelten Özvar, “Ben kendi adıma her bir kurumumuzun böyle bir hikayeyi inşa edecek kapasite ve potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Kadim kültür ve medeniyetimizden intikal eden zengin ilmi miras bize bir kez daha muvaffakiyetin ipucunu veriyor. Yeter ki çok çalışalım.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a kendisini YÖK Başkanlığına atadığı için teşekkür eden Özvar, toplantının amacının yüksek öğretim kurumlarının yeni akademik yıl ve eğitim faaliyetleri hakkında istişarelerde bulunulması olduğunu kaydetti.

Özvar, Türkiye’de bugün itibarıyla 127 devlet ve 73 vakıf üniversitesi ile 4 vakıf meslek yüksekokulunda 8 milyon öğrencinin eğitim aldığını aktararak, “Yeni vizyonumuzun ana hatlarını yükseköğretimde büyük veri, istihdam odaklı üniversiteler, akademik üretkenlik, güçlü akademik performans, üniversite-sanayi iş birliğine dair yeni modeller, üniversitelerimizin uluslararası etkileşimleri ve nihayet son yılların önemli bir terminolojisi olan bilgi diplomasisinin yaygın kullanılması oluşturacak.” diye konuştu.

Analitik projelerin başarılı olabilmesi için iyi liderlerin öncülüğünde veri, teknoloji ve istatistiki bilgilerin önemli rol oynadığına dikkati çeken Özvar, “Yükseköğretime dair elimizde olan devasa miktardaki veriden faydalanabilmek ve üniversitelerimizi küresel bilimsel rekabette güçlendirecek şekilde dönüştürebilmek ve yönlendirebilmek ancak bu büyük verinin tahlil edilmesiyle mümkün olacaktır. İnanın, bunu başarmak üniversitelerimizde çok güçlü bir dönüşüm yaratacaktır diye düşünmekteyim.” değerlendirmesinde bulundu.

“Üniversitelerden istihdamı özel bir odak haline getirmeleri beklenecek”

Özvar, yeni dönemde yükseköğretim kurumlarından istihdamı özel bir odak haline getirmelerinin bekleneceğini bildirerek, şöyle devam etti:

“Yeni dönemde bir diğer önemli konumuz, Türkiye’de iş gücü piyasası ve üniversitelerimizin kendi mezunlarının istihdamlarını izleyen bir yönetim anlayışını harekete geçirmek olacaktır. Üniversitelerimizde mezun takip sistemlerinin özenle ve hızla hayata geçirilmesi, bu sistemlere sahip üniversitelerimizde ise aktif hale dönüştürülmesi ve daha işlevsel kılınmasını dilemekteyim. Ayrıca, bugün ülkemizde de kar amacı gütmeyen birçok organizasyon bu takip sistemlerinin kurulmasında ve işlemesinde üniversitelerimize katkı verebilmektedir. Yükseköğretim Kurulu olarak paydaş kurum ve kuruluşlarla tam bir uyum ve eşgüdüm içinde üniversitelerimizin, ülkemizin istihdam kapasitesine nasıl daha nitelikli katkı sağlayacağı sorusu etrafında bir dizi çalışmalar başlatacağımızı buradan ilan etmek isterim.”

Özvar, istihdam için klasik üniversite eğitim anlayışının dışında hem sırada hem sahada eğitim-öğretimin güncele hızla taşınması gerektiğini dile getirerek, “Bu çerçevede yükseköğretim kurumlarımızın tüm programlarında alan yeterliklerini de dikkate alarak farklı disiplinlerden seçmeli dersler alınmasına imkan verecek düzenlemeleri yapmaları ve mümkün olduğunca bu seçimlik ders oranını artırmaları elzem hale gelmektedir.” ifadesini kullandı.

Kaynak: https://www.aa.com.tr/tr/egitim/yok-baskani-prof-dr-ozvar-universitelerde-orgun-egitim-yuz-yuze-baslayacak/2346876

Eğitimden Haber, eğitim camiasının en yeni ve modern haber kanalıdır. Eğitim hakkında tüm gelişmeler egitimden.com'da. Takipte kalın!

Okumaya Devam Edin
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim

Uzmanlardan Yarı Yıl Tatilini Verimli Geçirme Önerileri

Prof. Dr. Selçuk Hünerli, yarı yıl tatilinde de teknolojik araçlarla geçirilen zamanın ödül, ceza aracı ya da çocuk bakıcısı olarak kullanılmaması gerektiğini bildirdi.

Yayınlandı:

, Tarih:

Yayınlayan:

Uzmanlardan Yarı Yıl Tatilini Verimli Geçirme Önerileri

İstanbul

İstanbul Üniversitesi (İÜ) – Cerrahpaşa Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selçuk Hünerli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzaktan eğitimin ardından yüz yüze eğitime geçilen dönemi geride bırakan öğrencilerin dinlenmesinin, onların hem zihinsel hem de fiziksel sağlıkları açısından önemli olduğunu söyledi. Öğrencilerin tatil döneminde pandeminin ilk başlarında uzaktan eğitim sırasında alıştıkları telefon, tablet ya da bilgisayarlarında zaman geçirmeyi ve eğlenmeyi tercih edeceklerini belirten Hünerli, “Bu araçlarda oynanan oyunların çekiciliği, özellikle çevrim içi oynanan oyunlarda arkadaşlarıyla beraber olabilme, yüz yüze eğitim sırasında bu ortamlardan uzak kaldıkları için yaşadıkları özlem, öğrencileri tatillerinin tamamını sayısal oyunlar oynayarak geçirmeye yönlendirmektedir.” dedi.

Teknolojik araçların çocuk gelişimine olumsuz etkilerine dikkati çeken Prof. Dr. Hünerli, şunları dile getirdi:

“Çocukların beyinlerinin bu ortamlarda yoğun ve yapay uyarıma uyum sağlamasını, halen gelişmekte olan bilişsel sürece sahip bir çocuktan ekran süresini yönetmesini beklemek de gerçekçi değildir. Saniyede 25, 30 ya da 60 kare geçen ve titreşim oranları yüksek ekrana yetişme hızında olmayan çocukların beyinleri, normal hayatın da bu hızda aktığını düşünerek hareketlerini o hıza uydurmaya çalışacaktır. Bu durum durağan şeylere odaklanamama ve gerçek hayattaki akışı takip edememe gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.”

“Ebeveynlerin ekran sürelerini yönetebilmeleri gerekmektedir”

Çocuk beyninin yetişkinler gibi gerekli bağlantıları oluşturamayacağını ve kopuk, kesik dikkat aralıkları geliştirebileceğini ifade eden Prof. Dr. Hünerli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her çocukta aynı olmamakla birlikte günde 2 ya da 4 saatten fazla televizyon izleyen çocukların etkilenen beyinlerinde kurdukları bağlantılar tembelleşir ve televizyonun olumsuz etkisiyle tek bir konuda odaklanmakta zorlanarak dikkat sürekliliğini kaybedebilirler. Ayrıca duruş bozuklukları, görme sorunları ve obeziteyi de bu sorunlar arasında saymak gerekir. Uzun süreli ekran karşısında kalmak çocukların çevreye ilgisini kaybettirebilir, etraftakilerden uzaklaşabilir, izlediği her şeyi gerçekmiş gibi kabul edip, yanlış tutumlar sergileyebilir, düşünme ve yorum yapabilme yeteneklerini yitirebilir, yanlış ifadeleri ve argo sözcükleri benimseyip kullanabilir.”

“Teknolojik araçlar ödül-ceza aracı olarak kullanılmamalı”

Prof. Dr. Hünerli, Amerikan Pediatri Akademisinin 0-2 yaş çocukların herhangi bir teknolojik ürüne maruz bırakılmamaları gerektiğini, 3-6 yaş çocukların günde 20 dakikadan fazla, 6-12 yaş çocukların bir seferde 20 dakikadan fazla olmamak şartıyla günde 1 saat, 12-18 yaş grubunun ise en fazla 2 saat ekran karşısında kalmasını uygun bulduğunu aktardı. Hünerli, bu sürede çocuğun mobil araçlarla neler yaptığının kontrol edilmesinin ve tek başına olmamasının da önemine işaret etti.

“Teknolojik araçlarla geçirilen zamanın ödül, ceza aracı ya da çocuk bakıcısı olarak kullanılmaması gerekir.” diyen Prof. Dr. Hünerli, “Bu aygıtların çocukların bütün boş zamanını doldurmasına izin verilmemelidir. Ekran karşısında yemek yemeye izin vermemeli, mümkünse bütün aile birlikte yemek yemelidir. Televizyon ya da dijital yayın platformlarında belirlenmiş program bittiğinde kapatılmalıdır ve ortamdan uzaklaşması sağlanmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Ebeveynler ve öğretmenlerin, her şeyden önce çocuklara rol model olduklarını ve gereken durumlarda kendi alışkanlıklarını, çocuklarının gelişimlerine bağlı olarak düzenlemeleri gerektiğini öneren Prof. Dr. Hünerli, çocuklarla kaliteli zaman harcayarak verimli bir tatil dönemi geçirmenin zor olmadığını sözlerine ekledi.

“Akranlarıyla buluşturun”

İÜ – Cerrahpaşa Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammet Baştuğ, pandeminin etkisinin yoğun olduğu bu dönemin oldukça zor geçtiğini belirtti. Öğrencilerin yarıyıl tatilinin verimli geçmesi için önerilerde bulunan Baştuğ, şunları kaydetti:

“Hangi yaşta olursa olsun çocukların kendisini en rahat hissettiği, ifade ettiği ve gelişme fırsatını bulduğu yer akranlarıdır. Bundan dolayı çocukların akranlarıyla zaman geçirebileceği ortamları geliştirmek gerekir. Çocuklar için en değerli olan akranlarıdır, arkadaşlarıdır. Onları en değerli olanlarıyla buluşturun. Birlikte yürüyüş yapma, oyun oynama, yemek hazırlama, film izleme, sohbet etme gibi etkileşimi yüksek basit etkinlikler yapılarak ebeveyn-çocuk etkileşimi artırılabilir. Eve ve ekrana bağımlı çocuklar artıyor. Bundan dolayı onların evden çıkması, sokaklarda, doğada bazı etkinlikler yapması sağlanmalıdır. Özellikle doğa çocukların yetişkinlerle iletişim kurmasını kolaylaştırır.”

“Çocukların okuma ilgilerini keşfedin”

Prof. Dr. Baştuğ, öğrencilerin kendilerine bir okuma listesi oluşturması ve tatilde her gün okumaya zaman ayırması gerektiğini vurguladı. Çocukların ilgilerini çekmeyen kitapları okumaya motive olamayacaklarının altını çizen Baştuğ, “Çocukların okuma ilgilerini keşfetmelerini sağlayın ve onları ilgi alanlarındaki kitaplarla buluşturun. Başlangıç düzeyinde okuyucu olan öğrenciler için tek başına kitap okumak sıkıcı gelebilir. Bundan dolayı ebeveynlerle etkileşimli okuma ortamları ve zamanları oluşturmak önemli.” dedi.

Sınava hazırlanan öğrencilerin ise ağır akademik stresten kaçmak için çalışmaya ara vermesinin sıkıntı yaratabileceğinin altını çizen Baştuğ, şunları söyledi:

“Bu durum onların çalışma ve öğrenme düzenlerinin bozulmasına ve performans kayıplarına neden olabileceği için yarıyıl tatili sınav açısından tehlikeli olabilir. Diğer taraftan bazı öğrenciler, yarıyıl tatilindeki fazla zamanda hem öğrenme hem de dinlenme dengesini kurabilecekleri için sınavlar açısından kendilerine bir fırsat yaratabilirler. Sınava hazırlanan öğrencilerin yarıyıl tatilinde kısa tekrarlar, alıştırmalar ve okuma etkinlikleri ile öğrenmeyi sürdürmeleri yararlı olacaktır.”

“Çocuklar yarı yıl tatilinde de yabancı dille zaman geçirmeli”

İÜ- Cerrahpaşa Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi İngiliz Dili Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Yabancı Diller Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Tuncer Can, çocukların yarı yıl tatilinde yabancı dille zaman geçirmesinin yararına işaret etti. Dilsel etkileşimin yararlarından bahseden Doç. Dr. Can, “Yabancı dili akıcı bir biçimde, örnek olabilecek düzeyde ve bunu sürekli yapacak yabancı dili iyi bilen ve konuşan bir kişi çevresinde bulunmadığı sürece çocuğun yabancı dili edinmesine olanak yoktur.” dedi.

Doç. Dr. Can, çocukların yarı yıl tatilinde yabancıl dille ilgili neler yapabileceklerine ilişkin şu tavsiyelerde bulundu:

“Çocuklar, yabancı dilde öyküler, masallar ve çocuk kitapları okuyabilir, yabancı dilde şarkılar öğrenebilir ve ailesiyle söyleyebilir. Çocuklarla yabancı dilde oyunlar oynanabilir, bu oyunlar yabancı dilde bilgisayar oyunları da olabilir. Her gün bir yabancı cümle öğrenip ailesiyle paylaşabilir. Çocuklar kendi anadillerinde izledikleri çizgi filmleri, yabancı dilde de izleyebilir. TV’deki dil seçeneği yabancı dile ayarlanabilir. Bilgisayar, tablet ve telefon gibi teknolojik aletler yabancı dilde kullanılabilir. Çocuklar, tatillerinde günlük yabancı dilde video bloglar (vlog) hazırlayabilir, bunlar ailece izlenebilir ve okuldaki öğretmenlerle paylaşılabilir. Üç boyutlu oyun motorlarında/animasyon uygulamalarında senaryolar yazıp avatarlar kullanarak kısa videolar üretebilir. Çocuklara mobil teknolojilerle erişilen yabancı dil uygulamaları önerilebilir, bunlar tatil boyunca her gün kullanılarak belli bir düzeyi atlaması istenebilir.”

Kaynak: Anadolu Ajansı

Okumaya Devam Edin

Eğitim

Karabük’te Öğrenciler Kediler İçin Atık Malzemelerden 50 Yuva Yaptı

Karabük’te Yenice Çok Programlı Anadolu Lisesi öğrencileri, sokak hayvanlarını soğuktan korumak için atık malzemelerden 50 kedi evi üretti.

Yayınlandı:

, Tarih:

Yayınlayan:

Karabük'te Öğrenciler Kediler İçin Atık Malzemelerden 50 Yuva Yaptı

Karabük

Sıfır Atık Projesi kapsamında yapılan kedi evleri, Karabük Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde düzenlenen etkinlikle sosyal yaşam merkezlerine ve okullara dağıtıldı.

Vali Yardımcısı Muhammed Akın, gazetecilere, İçişleri Bakanlığı genelgesi ve Vali Fuat Gürel’in talimatıyla sokak hayvanlarının korunmasına yönelik kurul oluşturulduğunu söyledi.

Çalışmalar sonucunda 50 kedi evi yapıldığını anlatan Akın, “Karabük adına üstümüze düşen görevi yaptığımıza inanıyoruz. Valilik, İl Özel İdaresi ve kamu kurumları olarak mama desteği vereceğiz. Bu zor hava koşullarında onları yalnız bırakmamış olacağız. Aynı çalışmalarımız, sokak hayvanlarının hepsini kapsayacak şekilde olacak.” diye konuştu.

Etkinliğe, Karabük Belediye Başkan Yardımcısı Seher Berker, İl Milli Eğitim Müdürü Nevzat Akbaş, İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Erdal Üngören, okul müdürleri, öğretmenler ve muhtarlar katıldı.

Kaynak: Anadolu Ajansı

Okumaya Devam Edin

Eğitim

Yalovalı Öğrenciler İş Garantili Meslek Lisesinde Eğitim Görmenin Ayrıcalığını Yaşıyor

Yalova Makine ihtisas OSB ile imzalanan protokol kapsamında eğitim gören Şehit Sercan Yazar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, geleceğe daha emin adımlarla hazırlanıyor.

Yayınlandı:

, Tarih:

Yayınlayan:

Yalovalı Öğrenciler İş Garantili Meslek Lisesinde Eğitim Görmenin Ayrıcalığını Yaşıyor

Yalova

Yalova Valisi Muammer Erol, iş garantili lise olarak eğitim veren Şehit Sercan Yazar Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesini ziyaret ederek yetkililerden bilgi aldı.

İl Milli Eğitim Müdürü Abdulaziz Yeniyol ve Yalova Makine İhtisas OSB Başkanı Direnç Özdemir’in de katıldığı ziyarette, okul müdürü Fatih Olğun okulda yenilenen bölümler ile atölyeleri gezdirdi.

Öğrencilerle bir araya gelen Vali Erol, ara elemanın önemine dikkati çekerek, mesleki eğitimde örnek olacak okulun çalışmalarına sonuna kadar destek olduklarını söyledi.

Erol, şu değerlendirmede bulundu:

“Bu en az cephede askerlik görevi yapmak kadar kutsal bir iş. Asker nöbetini tutacak, sizler daha yüksek katma değerli ürünler üretileceksiniz. Siz de umduğunuzdan daha çok şey elde edeceksiniz. Çünkü her birimizin elinde dünyanın neresine giderseniz gidin sizi aranan bir eleman olarak herhangi bir yerde çok kolay istihdam edecek bir altın bilezik olacak.

Öncelikle memleketimize, milletimize hizmet etmenizi sağlamak. Onun da altyapısını sanayicimiz, devletimizin de desteğiyle yeni, yüksek teknolojiyle donatılmış tam da sizlere ihtiyaç bulunan tesisler yapıyorlar. Yalova’mızda örnek olmasını çalıştığımız ciddi bir Makine İhtisas OSB faaliyeti var. En geç 2-3 yıl içinde sizlerin çalışabileceğiniz iş alanları oluşmuş olacak. İnşallah çalışıyor olduğunuzu da göreceğiz.”

İl Milli Eğitim Müdürü Yeniyol, lise öğrencilerinin çok şanslı olduğunu belirterek, “Mesleki eğitim merkezleri üzerinden 6-7-8 ay geçtikten sonra garanti istihdam sözü alınıyor tabii. Sizler bu lise yaşı çağında bu imkana sahipsiniz. Çok büyük bir nimet.” dedi.

Yalova Makine İhtisas OSB Başkanı Özdemir de nitelikli elaman yetiştirmek için “Yeni Nesil Meslek Lisesi” sloganıyla okulda modernizasyon yaptıklarını dile getirdi.

Mezun öğrencilerin OSB’deki fabrikalarda istihdam edileceğini kaydeden Özdemir, “Meslek lisemizde bir eğitim programı içindeyiz. Yapılan protokol çerçevesinde iş garantili mesleki eğitimin Türkiye’deki örnek uygulamalarından birisini burada gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bu kapsamda Yalın Enstitümüzle, kurmuş olduğumuz Yalın Model Fabrika modeliyle öğrenci kardeşlerimize bu sanayinin, gerçek üretimin piyasadaki ihtiyacı doğrultusunda burada pratik eğitimler kazandırılıyor.” sözlerine yer verdi.

Kaynak: Anadolu Ajansı

Okumaya Devam Edin

Popüler