Bizimle iletişime geçin Email: info@conthealthme.com

Eğitim

Uzmanlardan Yarı Yıl Tatilini Verimli Geçirme Önerileri

Prof. Dr. Selçuk Hünerli, yarı yıl tatilinde de teknolojik araçlarla geçirilen zamanın ödül, ceza aracı ya da çocuk bakıcısı olarak kullanılmaması gerektiğini bildirdi.

Yayınlandı:

, Tarih:

Uzmanlardan Yarı Yıl Tatilini Verimli Geçirme Önerileri

İstanbul

İstanbul Üniversitesi (İÜ) – Cerrahpaşa Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölüm Başkanı Prof. Dr. Selçuk Hünerli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzaktan eğitimin ardından yüz yüze eğitime geçilen dönemi geride bırakan öğrencilerin dinlenmesinin, onların hem zihinsel hem de fiziksel sağlıkları açısından önemli olduğunu söyledi. Öğrencilerin tatil döneminde pandeminin ilk başlarında uzaktan eğitim sırasında alıştıkları telefon, tablet ya da bilgisayarlarında zaman geçirmeyi ve eğlenmeyi tercih edeceklerini belirten Hünerli, “Bu araçlarda oynanan oyunların çekiciliği, özellikle çevrim içi oynanan oyunlarda arkadaşlarıyla beraber olabilme, yüz yüze eğitim sırasında bu ortamlardan uzak kaldıkları için yaşadıkları özlem, öğrencileri tatillerinin tamamını sayısal oyunlar oynayarak geçirmeye yönlendirmektedir.” dedi.

Teknolojik araçların çocuk gelişimine olumsuz etkilerine dikkati çeken Prof. Dr. Hünerli, şunları dile getirdi:

“Çocukların beyinlerinin bu ortamlarda yoğun ve yapay uyarıma uyum sağlamasını, halen gelişmekte olan bilişsel sürece sahip bir çocuktan ekran süresini yönetmesini beklemek de gerçekçi değildir. Saniyede 25, 30 ya da 60 kare geçen ve titreşim oranları yüksek ekrana yetişme hızında olmayan çocukların beyinleri, normal hayatın da bu hızda aktığını düşünerek hareketlerini o hıza uydurmaya çalışacaktır. Bu durum durağan şeylere odaklanamama ve gerçek hayattaki akışı takip edememe gibi sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir.”

“Ebeveynlerin ekran sürelerini yönetebilmeleri gerekmektedir”

Çocuk beyninin yetişkinler gibi gerekli bağlantıları oluşturamayacağını ve kopuk, kesik dikkat aralıkları geliştirebileceğini ifade eden Prof. Dr. Hünerli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her çocukta aynı olmamakla birlikte günde 2 ya da 4 saatten fazla televizyon izleyen çocukların etkilenen beyinlerinde kurdukları bağlantılar tembelleşir ve televizyonun olumsuz etkisiyle tek bir konuda odaklanmakta zorlanarak dikkat sürekliliğini kaybedebilirler. Ayrıca duruş bozuklukları, görme sorunları ve obeziteyi de bu sorunlar arasında saymak gerekir. Uzun süreli ekran karşısında kalmak çocukların çevreye ilgisini kaybettirebilir, etraftakilerden uzaklaşabilir, izlediği her şeyi gerçekmiş gibi kabul edip, yanlış tutumlar sergileyebilir, düşünme ve yorum yapabilme yeteneklerini yitirebilir, yanlış ifadeleri ve argo sözcükleri benimseyip kullanabilir.”

“Teknolojik araçlar ödül-ceza aracı olarak kullanılmamalı”

Prof. Dr. Hünerli, Amerikan Pediatri Akademisinin 0-2 yaş çocukların herhangi bir teknolojik ürüne maruz bırakılmamaları gerektiğini, 3-6 yaş çocukların günde 20 dakikadan fazla, 6-12 yaş çocukların bir seferde 20 dakikadan fazla olmamak şartıyla günde 1 saat, 12-18 yaş grubunun ise en fazla 2 saat ekran karşısında kalmasını uygun bulduğunu aktardı. Hünerli, bu sürede çocuğun mobil araçlarla neler yaptığının kontrol edilmesinin ve tek başına olmamasının da önemine işaret etti.

“Teknolojik araçlarla geçirilen zamanın ödül, ceza aracı ya da çocuk bakıcısı olarak kullanılmaması gerekir.” diyen Prof. Dr. Hünerli, “Bu aygıtların çocukların bütün boş zamanını doldurmasına izin verilmemelidir. Ekran karşısında yemek yemeye izin vermemeli, mümkünse bütün aile birlikte yemek yemelidir. Televizyon ya da dijital yayın platformlarında belirlenmiş program bittiğinde kapatılmalıdır ve ortamdan uzaklaşması sağlanmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.

Ebeveynler ve öğretmenlerin, her şeyden önce çocuklara rol model olduklarını ve gereken durumlarda kendi alışkanlıklarını, çocuklarının gelişimlerine bağlı olarak düzenlemeleri gerektiğini öneren Prof. Dr. Hünerli, çocuklarla kaliteli zaman harcayarak verimli bir tatil dönemi geçirmenin zor olmadığını sözlerine ekledi.

“Akranlarıyla buluşturun”

İÜ – Cerrahpaşa Temel Eğitim Bölümü Sınıf Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhammet Baştuğ, pandeminin etkisinin yoğun olduğu bu dönemin oldukça zor geçtiğini belirtti. Öğrencilerin yarıyıl tatilinin verimli geçmesi için önerilerde bulunan Baştuğ, şunları kaydetti:

“Hangi yaşta olursa olsun çocukların kendisini en rahat hissettiği, ifade ettiği ve gelişme fırsatını bulduğu yer akranlarıdır. Bundan dolayı çocukların akranlarıyla zaman geçirebileceği ortamları geliştirmek gerekir. Çocuklar için en değerli olan akranlarıdır, arkadaşlarıdır. Onları en değerli olanlarıyla buluşturun. Birlikte yürüyüş yapma, oyun oynama, yemek hazırlama, film izleme, sohbet etme gibi etkileşimi yüksek basit etkinlikler yapılarak ebeveyn-çocuk etkileşimi artırılabilir. Eve ve ekrana bağımlı çocuklar artıyor. Bundan dolayı onların evden çıkması, sokaklarda, doğada bazı etkinlikler yapması sağlanmalıdır. Özellikle doğa çocukların yetişkinlerle iletişim kurmasını kolaylaştırır.”

“Çocukların okuma ilgilerini keşfedin”

Prof. Dr. Baştuğ, öğrencilerin kendilerine bir okuma listesi oluşturması ve tatilde her gün okumaya zaman ayırması gerektiğini vurguladı. Çocukların ilgilerini çekmeyen kitapları okumaya motive olamayacaklarının altını çizen Baştuğ, “Çocukların okuma ilgilerini keşfetmelerini sağlayın ve onları ilgi alanlarındaki kitaplarla buluşturun. Başlangıç düzeyinde okuyucu olan öğrenciler için tek başına kitap okumak sıkıcı gelebilir. Bundan dolayı ebeveynlerle etkileşimli okuma ortamları ve zamanları oluşturmak önemli.” dedi.

Sınava hazırlanan öğrencilerin ise ağır akademik stresten kaçmak için çalışmaya ara vermesinin sıkıntı yaratabileceğinin altını çizen Baştuğ, şunları söyledi:

“Bu durum onların çalışma ve öğrenme düzenlerinin bozulmasına ve performans kayıplarına neden olabileceği için yarıyıl tatili sınav açısından tehlikeli olabilir. Diğer taraftan bazı öğrenciler, yarıyıl tatilindeki fazla zamanda hem öğrenme hem de dinlenme dengesini kurabilecekleri için sınavlar açısından kendilerine bir fırsat yaratabilirler. Sınava hazırlanan öğrencilerin yarıyıl tatilinde kısa tekrarlar, alıştırmalar ve okuma etkinlikleri ile öğrenmeyi sürdürmeleri yararlı olacaktır.”

“Çocuklar yarı yıl tatilinde de yabancı dille zaman geçirmeli”

İÜ- Cerrahpaşa Hasan Ali Yücel Eğitim Fakültesi İngiliz Dili Eğitimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Yabancı Diller Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Tuncer Can, çocukların yarı yıl tatilinde yabancı dille zaman geçirmesinin yararına işaret etti. Dilsel etkileşimin yararlarından bahseden Doç. Dr. Can, “Yabancı dili akıcı bir biçimde, örnek olabilecek düzeyde ve bunu sürekli yapacak yabancı dili iyi bilen ve konuşan bir kişi çevresinde bulunmadığı sürece çocuğun yabancı dili edinmesine olanak yoktur.” dedi.

Doç. Dr. Can, çocukların yarı yıl tatilinde yabancıl dille ilgili neler yapabileceklerine ilişkin şu tavsiyelerde bulundu:

“Çocuklar, yabancı dilde öyküler, masallar ve çocuk kitapları okuyabilir, yabancı dilde şarkılar öğrenebilir ve ailesiyle söyleyebilir. Çocuklarla yabancı dilde oyunlar oynanabilir, bu oyunlar yabancı dilde bilgisayar oyunları da olabilir. Her gün bir yabancı cümle öğrenip ailesiyle paylaşabilir. Çocuklar kendi anadillerinde izledikleri çizgi filmleri, yabancı dilde de izleyebilir. TV’deki dil seçeneği yabancı dile ayarlanabilir. Bilgisayar, tablet ve telefon gibi teknolojik aletler yabancı dilde kullanılabilir. Çocuklar, tatillerinde günlük yabancı dilde video bloglar (vlog) hazırlayabilir, bunlar ailece izlenebilir ve okuldaki öğretmenlerle paylaşılabilir. Üç boyutlu oyun motorlarında/animasyon uygulamalarında senaryolar yazıp avatarlar kullanarak kısa videolar üretebilir. Çocuklara mobil teknolojilerle erişilen yabancı dil uygulamaları önerilebilir, bunlar tatil boyunca her gün kullanılarak belli bir düzeyi atlaması istenebilir.”

Kaynak: Anadolu Ajansı

Okumaya Devam Edin
Yorum yapmak için tıklayın

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Eğitim

5 Yaş Grubunda Okullaşma Oranı Yüzde 90’a Yükseldi

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, okul öncesi eğitimi yaygınlaştırmak için 59 yeni anaokulu ve 6 bin 950 yeni ana sınıfının açılmasıyla 5 yaş grubunda okullaşma oranının, yüzde 78’den yüzde 90’a çıktığını bildirdi.

Yayınlandı:

, Tarih:

Yayınlayan:

5 Yaş Grubunda Okullaşma Oranı Yüzde 90'a Yükseldi

Ankara

Bakan Özer, yazılı açıklamasında, 81 ilin tamamında okul öncesi eğitime erişimi kolaylaştırmak için yoğun çaba sarf ettiklerini ifade etti.

Eğitimde fırsat eşitliğini artırmak için okul öncesinde eğitime erişimi yaygınlaştırmak istediklerini vurgulayan Özer, bu kapsamda bu yılın sonuna kadar 3 bin yeni anaokulu ve 40 bin yeni ana sınıfı açılması için gerekli planlamaları yaptıklarını belirtti.

Bakan Özer, şu bilgileri paylaştı:

“Projeyi Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himaye ve destekleriyle başlattık ve yürütüyoruz. İlk adım olarak İstanbul’da her biri 12 derslikli 100 yeni anaokulunun yapımını başlattık. İstanbul’a 2022 sonuna kadar 1000 yeni anaokulu yapacağız. 2022 sonuna kadar proje başlangıcında 3 yaş grubunda yüzde 14 olan okullaşma oranını yüzde 50’ye; 4 yaş grubunda yüzde 35 olan okullaşma oranını yüzde 70’e ve 5 yaş grubunda yüzde 78 olan okullaşma oranını da yüzde 100’e çıkartmayı hedefliyoruz. Bu hedefe yönelik planlama başarılı şekilde işliyor. 5 yaş grubunda Şubat 2022 için koyduğumuz hedefe 2021 sonu itibarıyla ulaştık. 5 yaş grubundaki çocuklarımızın yüzde 90’ı okul öncesi eğitime devam ediyor.”

1632 anaokulu yapımı için çalışmalar devam ediyor

Bakan Özer, 3 bin yeni anaokulu, 40 bin yeni ana sınıfı açmak ve 3-5 yaş grubundaki okullaşma hedeflerine ulaşmak için tüm planlamaları yaptıklarını bildirdi.

“Bu kapsamda 59 yeni anaokulu ve 6 bin 950 yeni ana sınıfını hizmete aldık ve öğrencilerimiz, eğitimlerine başladılar.” bilgisini paylaşan Özer, 214 yeni anaokulunun ise ihalesinin tamamlandığını, arsaları belirlenen 1095 yeni anaokulunu da yatırım programına aldıklarını belirtti.

Bakan Özer, şunları kaydetti:

“Şu anda 1368 anaokulu ile ilgili süreç başarılı bir şekilde ilerliyor. 3 bin yeni anaokulu hedefimiz için geriye kalan 1632 anaokulunun yapılacağı il ve ilçeler belirlendi. Anaokullarının yapılacağı yerler ve arsa belirleme çalışmaları devam ediyor. İnşallah bu çalışmaları da kısa sürede tamamlayacağız. Böylece, diğer eğitim kademelerinde nasıl OECD ortalamasına ulaşmışsak okul öncesinde okullaşma oranında da çok önemli bir artış sağlayarak OECD ortalamasına yaklaşmış olacağız. Sürece katkı veren tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.”

Kaynak: Anadolu Ajansı

Okumaya Devam Edin

Eğitim

Erzurum Diplomasi Akademisi 6. Yılında Faaliyetlerine Devam Ediyor

Lise, üniversite ile lisans üstü öğrencilerine yönelik eğitim ve kariyer programı Erzurum Diploması Akademisi’nde, “Yeniden Asya ve İran” dersiyle eğitim programına devam edildi.

Yayınlandı:

, Tarih:

Yayınlayan:

Erzurum Diplomasi Akademisi 6. Yılında Faaliyetlerine Devam Ediyor
Erzurum

Erzurum Büyükşehir Belediyesinin desteğiyle başlatılan, lise, üniversite ile lisans üstü öğrencilerine yönelik eğitim ve kariyer programında 6 yıldır hizmet veren Erzurum Diploması Akademisi‘nde, “Yeniden Asya ve İran” dersiyle eğitim programına devam edildi.

Atatürk Üniversitesi Mavi Salon’da düzenlenen akademinin 6’ncı yıl 5’nci programı çerçevesinde, İran Araştırmaları Merkezi (İRAM) Başkanı Hakkı Uygur ve heyeti, öğrencilerine “Yeniden Asya ve İran” dersi verdi.

Uluslararası Rabia Platformu Başkanı Cihangir İşbilir, programın açılışında yaptığı konuşmada, kuruluşundan bu yana 6 yıllık zengin geçmişiyle akademinin başta üniversite gençleri olmak üzere lise düzeyindeki öğrencilerin de geliştirilmesini hedefleyen uzun süreli akademi programı olduğunu söyledi.

Doğru kişilere, konunun taleplisine, meraklısına, Anadolu coğrafyasının yetenekli, kabiliyetli çocuklarına dokunup onları sahipsiz bırakmamayı hedeflediklerini anlatan İşbilir, “Öğrencileri yabancı diller, analitik düşünce, harita ve medya okumaları konularında geliştirerek Türkiye’nin beşeri kaynağını nitelikli ve kalifiye kılmayı amaçlamaktadır. Erzurum Diplomasi Akademisi, bu amaç doğrultusunda gençlerin okuma, rapor yazma, sunum yapma, bölgesel ve spesifik çalışmalarda geliştirilmesine katkı sağlamaktadır.” dedi.

İşbilir, çalışmaların insan yetiştirme üzere atölye mantığıyla kurulduğunu ve zaman zaman eğitimlere uzman konuklar davet edildiğini aktardı.

Asya, Güneykafkasya bölgesi, İran ve Rusya gibi ülkelere de coğrafi anlamda yakın bir konumda bulunan Erzurum’un bu bölgelere yönelik çalışmalarda önemli potansiyel olduğunu vurgulayan İşbilir, şunları kaydetti:

Erzurum fikri, ilmi akademi, ve entellektüel cazibe merkezi haline geliyor. Onlarca şehirden yüzlerce arkadaşımız bu akademiye geliyor. Erzurum Diplomasi Akademisi bir medeniyet projesi ve diriliş hareketidir. Türkiye’nin yakın coğrafyasındaki bölgesel gelişmeleri takip etmek, söz konusu gelişmeleri anlamak adına bu tür butik ve spesifik programların ihtiyacı aşikardır. Erzurum Diplomasi Akademisi de ortaya çıkan bu stratejik boşluğun doldurulmasına bir nebze katkı sağlamak adına bu önemli oturumu gerçekleştirmektedir.”

İRAM Başkanı Uygur da gençlerle bir arada bulunmaktan dolayı mutlu olduğunu belirterek, bu tür toplantı ve etkinlikleri önemsediklerini ifade etti.

Erzurum Diplomasi Akademisi’ni yakından takip ettiğini anlatan Uygur, “2016 yılında kurulan İRAM, İran’la ilgili konuları, kültürünü ve farklı konuları araştırıyor. İran son 100 yıldan beri bölgede önemli ülke. Son yıllarda siyasal sahnede ise Orta Doğu’da ön plana çıkan ülke. Farklı bölgelerden 40’a yakın araştırmacımız var.” dedi.

Uygur, İRAM‘ın kurulduğundan bugüne dek binlerce sayfa bilgi ürettiğini dile getirdi.

Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Genel Sekreteri Zafer Aynalı da belediye olarak Erzurum Diplomasi Akademisi’ni önemseyip katkı sağladıklarını vurguladı.

Diplomasi Akademisinin Türkiye’nin çok yönlü etkin dış politikası nedeniyle iyi insan yetiştirilmesi amacıyla kurulduğunu anlatan Aynalı, “Burada yerli milli vatanperver kardeşlerimize eğitim ve seminer vermeye çalışıyoruz. İnşallah sizler Cumhurbaşkanımızın önemli tezi olan ‘dünya 5’ten büyüktür’ü gerçekleştirecek kişiler olacaksınız. Bu tezin gerçekleşmesi için bu çalışma çok önemli. ” diye konuştu.

Akademide şimdiye kadar 800 lisans, 1500 lise öğrencisine eğitim verildiğini, Bosna Hersek, Arnavutluk ve İran gibi ülkelerde de sahne incelemesi gibi çalışmalar yapıldığını aktaran Aynalı, Erzurum Diplomasi Akademisini düşünce kuruluşu haline getirmeyi planladıklarını, İşbilir ile söz konusu eylemi hayata geçirmek için çalışacaklarını sözlerine ekledi.

Konuşmalar sonrası, “Yeniden Asya anlayışı ve İran”, “Çin’in Orta Doğu’daki ayak izleri”, “İran’ın yeniden Asya politikasının önündeki muhtemel zorluklar”, Doğu’ya bakış ve İran’ın güvenlik algılaması”, “Yakın Asya’da jeoekonomik rekabet ve İran”, “İran’ın asimetrik kabiliyetleri ve yakın asya jeopolitiğine etkisi” başlıkları altında sunumlar yapıldı.

Programa gelemeyen öğrenciler dersi “Zoom” aracılığıyla takip etti.

Kaynak: Anadolu Ajansı

Okumaya Devam Edin

Eğitim

Okul Serasında Ürettikleri Çiçeklerle İnsanların Mutluluklarına Ortak Oluyorlar

Yalova TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, okul bahçesindeki serada yetiştirdikleri süs bitkilerini kendi markalarıyla tüm Türkiye’ye sunuyor.

Yayınlandı:

, Tarih:

Yayınlayan:

Okul Serasında Ürettikleri Çiçeklerle İnsanların Mutluluklarına Ortak Oluyorlar

Yalova

Okul serasında ürettikleri çiçeklerle insanların mutluluklarına ortak oluyorlar

Milli Eğitim Bakanlığının (MEB) “Mesleki Eğitimde 1000 Okul Projesi” kapsamına alınan Yalova TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, öğrencilerin okul seralarında yetiştirdikleri yıllık 1,5 milyon adet süs bitkisini kendi markasıyla tüm Türkiye‘ye gönderiyor.

Mesleki Eğitimde 1000 Okul projesi içerisinde yer alan TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, yakın zamanda oluşturduğu “AstarteGarden” markasıyla seralarında ürettiği birbirinden güzel ve renkli çiçekleri Türkiye’nin dört bir yanına gönderiyor.

Okulun modern laboratuvarlarında toprak analizi ve diğer işlemleri yapan öğrenciler, büyük bir özenle hazırladıkları tohumları daha sonra seralarda büyütüyor.

Okul, petunya, sardunya, mine, begonya, karanfil, küpe çiçeği, gazania, Bodrum papatyası, hercai menekşe, kasımpatı gibi çiçeklerin yanı sıra üretimi yapılan iç mekan ve dış mekan bitkileriyle birlikte 40’ın üzerinde çeşidi kendi markasıyla piyasaya sunuyor.

Özel günler öncesi yoğun şekilde okul seralarında süs bitkilerini büyük bir özenle hazırlayan öğrenciler, hazırladıkları çiçekleri il merkezindeki satış bölümünde insanlarla buluşturuyor.

14 Şubat Sevgililer Günü öncesi de bir birinden güzel çiçekleri hazırlayan öğrenciler, insanların yüzlerine sıcak bir gülümseme bırakacak olmanın heyecanını yaşıyor.

Okul müdürü Ercan Gökkaya, AA muhabirine, 1993 yılında Süs Bitkileri Meslek Lisesi olarak kurulan okulun, 2016 yılında yapılan yeni binasında TOBB Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi olarak eğitime devam ettiğini hatırlattı.

Okuldaki eksiklikleri bakanlık, il müdürlüğü, hayırseverler ve yürütülen projeler kapsamında giderdiklerini anlatan Gökkaya, özellikle tarım alanına ait seralarda güzel çalışmalar yürütüldüğünü belirtti.

Gökkaya, “Biri akıllı olmak üzere iki ayrı seramız var. Yaklaşık 100 öğrencimiz bu alanda eğitim görüyor. Bir şeyler üretmek öğrencilerimize keyif veriyor. Üretmek, ürettiğini daha sonra pazarlamak onlara harika duygular veriyor. Okulumuzun SÜSBİR ile yapmış olduğu istihdam garantili bir protokol var. Bu protokol kapmasında da çiçek kenti olan ilimizdeki çok sayıda firmada birçok öğrencimizi istihdam ediyoruz. Yıllık 1,5 milyon kök bitki üretiyoruz ve AstarteGarden markamızla vatandaşlarımızla buluşturuyoruz.” diye konuştu.

“Yaz kış demeden üretimimiz devam ediyor”

Yıllık üretimde öğrenci ve eğitmenlerin yoğun emeğinin bulunduğunu ve oluşturdukları markayla pazara sunduklarına dikkati çeken Gökkaya, şunları kaydetti:

“Yaş kış demeden üretimimiz devam ediyor. İç-dış mekan ve salon süs bitkisi ağırlıklı üretimimiz var. Hem öğrencilerimiz hem alan usta öğreticilerimiz daha yoğun çalışıyor. Çünkü özel günün anlamına uygun bitkiler üretmeye çalışıyorlar. Ayrıca ürettikleri ürünleri il merkezindeki uygulamalı satış noktasında pazarlıyorlar. Orada da satış yapan öğrencilerimiz var. 14 Şubat Sevgililer Günü gibi özel günlerde çocuklar oraya gitmek için heyecanlanıyorlar. Sevgililer Gününde en fazla kesme çiçek diye tabir ettiğimiz gül, karanfil, saksılı çiçekte orkide gibi çiçekler rağbet görüyor. Onları da özellikle süslüyoruz.”

Tarım alanı şefi olarak görev alan Ziraat Yüksek Mühendisi Erol Usta ise öğrencilerin 12. sınıfa geçene kadarki sürede birçok önemli bilgiye yerinde ulaşabildiğini belirterek, özellikle özel günlerde farklı bir heyecanı seralarda öğrencilerle birlikte yaşadığını söyledi.

“Tarım bölümü severek geldim ve iyi ki de gelmişim diyorum”

Peyzaj mimarı olmak için okulu tercih ettiğini belirten 12. sınıf öğrencisi Beytullah Tütsü, aldığı eğitimle üniversite hayatında daha başarılı olacağına inandığını ifade etti.

Her işin zor tarafı olduğunu ancak severek yapınca zorun kolaylaştığını anlatan Tütsü, “Tarım bölümünde okumak çok güzel. Toprakla uğraşıyor, bitkilerle bir aradasınız ve bütün stresinizi atıyorsunuz. Tarım bölümü severek geldim ve iyi ki de gelmişim diyorum. Çiçek, bahçe, toprakla uğraşmak isteyenlere tavsiye ederim.” diye konuştu.

Okulda henüz yeni olduğuna vurgu yapan 9. sınıf öğrencisi Zümra Betül Gündüz de şu değerlendirmede bulundu:

“Ailem bu sektörde olduğu için ben bu okula isteyerek geldim. Yeni öğrenci olduğum için birçok konuyu yeni öğrenmeye başladım. Böyle bir okulda olmaktan dolayı mutluyum. Bitkilerle iç içe olduğumuzda enerjileri bizi de etkiliyor. Çok mutlu oluyoruz. Seraya her geldiğimde çiçeklerimin fotoğraflarını çekiyorum. Çünkü ailem de çok seviyor. Çiçek zaten insanı hep mutlu eder. Bizim ürettiğimiz çiçeklerin insanları mutlu etmesi bizi daha çok mutlu ediyor. onların mutluluklarına biz de ortak oluyoruz. Bu çok güzel bir şey.”

“AstarteGarden markasıyla ilimiz ve tüm Türkiye’de satıyoruz”

Merkezdeki uygulamalı satış noktasında görev alan öğrencilerden Yağmur Kara ise insanlarla iç içe olmanın eğlenceli ve güzel olduğunu belirtti.

İşini çok severek yaptığını ve ileride benzer bir iş yeri kurmayı hedeflediğine değinen Kara, “Bitkiyi ürettiğiniz zaman büyümüş halini görünce daha da güzel hissediyorsunuz. Bunu birde insanlara sergilediğimizde de çok beğenilmesi bizi ayrı bir mutlu ediyor. Ürettiğimiz bitkilerin patentini aldığımız AstarteGarden markasıyla ilimiz ve tüm Türkiye’de satıyoruz. Okuduğum okulun bir markasının olması beni gururlandırıyor. Markamız herkes tarafından duyuldu, bilindi. Bu da bizi çok mutlu ediyor.” dedi.

Kaynak: Anadolu Ajansı

Okumaya Devam Edin

Popüler